Happy Valentine's - http://www.valentinesdaytext.com



Google



SEVGİ PENCERESİ - Blogcu

Öleceksemde senin hançerinle öleyim ben!…



Seni sevmek, başka hiç kimseyi sevememektir. Seni sevmek, sadakatii olamk demektir. Seni sevmek kıskanmanın diğer adıdır. Değil.Kaybetmeyi ve her seferinde yeniden başlamayı sevmektir, seni sevmek.

Seni severken öğrendim hayatın uçurumundan kurtulmayı. Ama bazen beni yine o uçurumların kenarlarına sürüklüyorsun. Ben sende bulmuşken sevgiyi, sen mevsime inat, dallarımı kırmayı düşünüyorsun. Ben hüzzam şarkılarına dönemk istemiyroum. Akşamın ufkuna çökerken alaca akranlık. Yollarım yokuşken birde sen bana yokuş çıkarıyorsun. Ben senin özlemindle çöl olup yanarken, sen beni öldürmeye çalışıyorsun.
Ben kederlerimden sıyrılmak isterken bir kederde sen ekliyorsun gün bitiminde. Ben sana gelmek isterkens en benden kaçmanın derdindesin. Biliyorum benim sevdam sana ağır geldi. Yoksa beni nehirlerinde saklmayacağını mı düşünmeye, gizemerinde gizlemeyeceğien mi karar verdin. Bir fırtına rüzgarımıdır bu sevgili. Düşlerimde sen varken, özlerim sen diyye feryat ederken. Sen beni öldürmek için gayret ediyorsun. Ben sensiz vakitlerde zaten yaşayan ölüyüm. Çek yayını at okunu sineme… vuruluyaım senin yayından çıkan okla. Öleceksemde senin hançerinle öleyim ben!…
16:35 Kahve 10.12.2009

YORUM (1) YORUM YAZ!


Onu olduğu gibi sevin!


Onu olduğu gibi sevin!

Bebekler de büyükler gibidirler. Yeryüzünde hiçbir bebek başkasına benzemez. Hepsinin gelişme şekli değişiktir. Kiminin vücut yapısı kuvvetli olur, erken diş çıkarır, erken yürür. Kimi daha zayıf bünyelidir. Çocuk­luk yaşlarında daima bu değişikliğe ratlanır. Her ço­cuk hem vücut yapısı, hem ruh hali bakımından farklı­dır. İşte bu durum ana-babaya önemli görevler yükler.

Çocuğunuzu bütün özellikleriyle sevin. Kendisinde olmayan vasıfları aramayın, bunları kazandırmak İçin çocuğu sıkıştırmayın. Çocuk çekingen, beceriksiz, dav­ranışları ağır olabilir. Onu böyle kabul etmeniz kendi­sine güvenmesini sağlar, mutlu yapar. Bu sayede onda­ki yeteneklerden faydalanmak mümkün olur, güçlükle­re karşı koyar. Ana-babanın olduğu gibi kabul etmedi­ği çocuk daima eksiklik duyar, kendine güvenmez. Bu durum onda bulunan yetenekleri de gerektiği gibi kul­lanmasını engeller. Uğradığı başarısızlık onu büsbütün sarar, güçlüklere karşı koyamaz. Dr. Benjamin SPOCK

YORUM (1) YORUM YAZ!


Allah'ım!...

 

YORUM (yok) YORUM YAZ!


Böyle Hanımlar da Yaşamış Bu Dünyada...

     Geçmişte aile hayatına sabır ve tevekkül hâkimdi. Aile fertleri ne kadar imkana sahiplerse ona şükreder, sahip olmadıklarının hasret ve hırsı içinde çırpınmaz, mahrumiyet duygusuna kapılmazlardı. Rabb’imizin takdir buyurduğu kısmetimiz bu kadarmış, diyerek şükreder, huzur bulurlardı.
     Zaman geçti, zenginler sahip olduklarını, sahip olmayanların gözleri önünde teşhirci bir görüntü içinde tüketmekten kaçınmaz oldular. Aynı imkana sahip olmayanlar ise onların israflı hayatlarına hasret ve imrenme ile bakmaya başladılar… Derken görenek belası hemen herkesi istila ve işgal eyledi, aileler halinden şikayete yöneldiler… Bu yüzden geçmiş toplumda sık görülen sabır ve şükür örneği mütevazı aileler yavaş yavaş toplumdan kaybolarak birer ibret levhası halinde tarihimizin derinliklerinde kaldılar…
      İsterseniz böyle tarihin derinliklerinde kalmış tevekkül ve teslimiyet örneği mütevazı aileden bir örnek arz edeyim sizlere. Bakalım geçmişte ne türlü bir tevekkül ve teslimiyet söz konusu olmuş bazı hanımlarda… Rabb’imiz de böylesine tevekkül ve teslimiyet sahibi hanımlara nasıl sebepler halk edip rızkını göndermiş, bir görelim.
 
Belh’in meşhur velisi Hatim-i Asam, (852 -H.237) hacca gidiyordu. Hanımına teklifte bulundu:
- Hanım, ne kadar nafaka bırakayım sana, ben gelinceye kadar?
Tevekkül ve teslimiyet timsali hanımın cevabı ibretliydi:
-Ne kadar yaşayacaksam o kadar!
- Hanım senin ne kadar yaşayacağını ben ne bileyim?..
- Öyle ise dedi, benim nafakamı ne kadar yaşayacağımı bilene bırak. O beni şimdiye kadar hiç nafakasız bırakmadı, şimdiden sonra da bırakmaz. Sen harçlığını yanında tut, gurbette sana lazım olabilir.
Hatim-i Asam yola çıktıktan sonra mahalle hanımları ziyarete geldiler.
- Allah kavuştursun beyiniz hacca gitti, dediler. Hemen arkasından da mahalli dille sormadan edemediler:
- Beyin sana ne kadar rızık bıraktı gelinceye kadar?..
- Benim beyim dedi, rızık veren değil rızık yiyendir. Rızık yiyen, rızık veremez. Ben rızkımı hep rızık verenden beklemişim şimdiye kadar. O beni hiç rızıksız bırakmamış, yine de bırakmayacağına inanıyorum.
Hanımlar bu cevaptan pek memnun olmadılar, dudaklarını büküp aleyhte konuşarak gittiler…
Aradan çok geçmedi Hatim’in evinin kapısında at kişnemeleri duyuldu. Dışarıya çıkan hanım, bir atlı kafilesiyle karşılaştı. Hacıları uğurlamaktan dönen Bağdat halifesi susamış, su içmek için uğramış buraya. Hanım hemen bir testi su ile bir bardak uzattı. Soğuk suyu kana kana içen halife yanındaki vezirine emir verdi:
- İçtiğimiz suyun bedelini bize yakışan şekilde öde!..
Toprak çanağın içini altınla dolduran vezir, bardağı kapının yanına bırakırken söylendi:
- Allah’a emanet olun bacım, soğuk suyunu içtik, hakkını helal et…
Kafile uzaklaşırken Hatim’in hanımı bardağın içinde beyi hacdan dönünceye kadar yetip de artacak miktarda para bırakıldığını gördü. Her zaman yaptığı gibi yine seccadesine yönelip şükür secdesine kapandı:
- Rabb’im dedi, çocukken anam babamın eliyle gönderiyordun rızkımı. Evlenince beyim Hatim’le göndermeye başladın rızkımı… Şimdi ise beyim hacca gitti, bu defa da halifeyle gönderiyorsun rızkımı. Beni hayatım boyunca hiç rızıksız bırakmadın. Zaten ben de seni hep böyle bildim. Bu yüzden tevekkül ve teslimiyetim hiç azalmadı, hep arttı. Ancak çevremdekiler aynı değiller. Onlar tevekkülsüz ve teslimiyetsizler… Hemen hücuma geçiyor, tevekkülsüzlük telkin ediyorlar bizlere… Sen tevekkül ve teslimiyet duyguları nasip eyle bu aile bireylerine de, asıl rızkı verenin sen olduğunu onlar da anlasınlar, senin kimseyi rızıksız bırakmayacağını idrakte onlar da gaflete düşmesinler, huzurlu yaşasınlar…

AHMED ŞAHİN

YORUM (yok) YORUM YAZ!


Kumru'nun Aşkı



Avcı dişi bir kumru güvercini takip etmektedir. O anda aniden kumrunun erkeği çıkagelir. Dişisine bakar. Tam o sırada avcı dişi kumruyu vurur, öldürür. Bunu gören erkek kumru çaresizliğinden kendi etrafında fır dönerek havaya yükselir yükselir, öyle yükselir ki gözlerden kaybolur. “Gözümüzden kayboluncaya kadar o kuşa baktık” diye devam etti babam; “sonra, o kuş o yüksekliğe varınca kanatlarını kapattı, başını yere çevirdi ve çığlıklar atarak kendini yere sapladı, paramparça oldu, ezildi ve öldü.

Ey âşık, bu bir kuşun yaptığı hareketidir. Peki, Allah aşkı uğruna senin tavrın nicedir?
 
Alıntıdır...

YORUM (yok) YORUM YAZ!


Bakmak

 

Dilbilgisinde Kara­denizli öğretmen Erzurumlu öğrencisine sözlüde sormuş: "Bakmak fiilinin çekiminu yap bakalum!" Erzurumlu öğrenci hemen atlamış: Bakirem, bakirsen, bakir..." Öğ­retmen bu cevap karşısında onu azarla­mış: "Uy diluni eşekarisu soksun! Öyle mi denur daa? Onun aslı pöyledir: Pakayrum, pakaysun, pakay...

YORUM (yok) YORUM YAZ!


Öğrencinize sıradışı davranın

1650 Euro'luk eğitim seminerinden BEDAVA notlar (Kıymetini bilen bilir!)

Dergimizin ilk sayılarında bize ilginç psikoloji yazılan hazırlayan arkadaşımız Ünal Demir, İsveç'te master (yüksek lisans) yapıp yurda döndü. Bu arada çeşitli sertifikalı eğitimler de alan Ünal Bey'in en son katıldığı 1650 Euro'luk "ideal eğitimci stratejileri" seminerindeki notlardan bir kısmını yayınlıyoruz: 1. Öğrencinize sıradışı davranın, boyunu aşan işler verin. 2. Haftada bir kere ailesiyle yemek yiyin. 3. Smıfı gruplara ayırın, her gruptan her ay mutlaka okunması gereken bir kitabm geniş özetini sözlü ve yazılı isteyin. 4. Sınıflararası aylık "buluşlar ve iş fikirleri" yarışması, sergisi düzenleyin. 5. Dersi nasıl daha verimli işleyebileceğinize dair öğrenci anketi hazırlayın. Şaşırtıcı sonuçlar alacaksınız. 6. Öğrencilerinize cep telefonunuzu verin, siz de onlannkini alın; belli günlerde toplu mesaj imkânlarını kullanarak mesajlasın. 7. Dersi eğlenceli hale dönüştürün, her konuyla ilgili kaliteli bir espriniz bulunsun. 8. Dersin sonundaki 10 dakikada öğretmenliği ve ders anlatmayı bir öğrenciniz üstlensin. 9. Sınavlarda yorum yapma ve fikir üretme ağırlıklı sorular sorun. En başarılı cevap kâğıdını bir hafta sınıf panosuna asın. 10. Öğrencilerle ideallerini, gelecek hedeflerini paylaşın. 11. Beraber sportif veya kültürel faaliyetlere katılm, yahut bunları sınıfça düzenleyin.

12. Bulunduğunuz şehirde dersin alanı çerçevesinde faaliyet gösteren meşhur bir şirketi veya şahsiyeti sınıfça ziyaret edin.

13. "Günün sözü'nü hergün farklı bir öğrencinizden isteyin.

YORUM (yok) YORUM YAZ!


yüreğin incedir


bilirim seni, yüreğin incedir, narindir

kalbin yalnız gecelerde sızılıdır senin

sen munzurun eteğinde gecelerken

murat nehrinin kolları sararken seni

Yeşil ırmak taşır beni karadenize,

beni kalabalıkların şehri avutur...

sen orada yalnız ben burada yalnızım

ne fark eder söylermisin karanlık gecede

zaman akar gider nehirler gibi diyarlara

yelkovanla akrep döner dünya gibi

yıldızlar bekler kameri gelsin diye

hasbihal zamanıdır gecenin ortası,

gözlerini kaparsın birazdan bir başına

ya ben ne yaparım sensiz bu gece

uyku tutmuyor beni, sızlıyor yüreğim

seni bekliyor kollarım, gel sar şimdi

sar ki hasretim dinsin bir nebze...

sabahın demindeyim şimdi ey yar

sana özlemimi biriktiriyorum şimdiden...

gündüzler ve geceler sensiz avutmuyor beni

08.12.2009 Yazan :Kahve 10:08

YORUM (yok) YORUM YAZ!


Zaman nehrinin götürdüklerine nasıl engel olunur?


Zaman nehrinin götürdüklerine nasıl engel olunur?

Zamanınızı verimli değerlendirip de­ğerlendirmediğinizi anlayabilmeniz için son bir yılınızı gözden geçirmeniz etkili yol olacak. Bir yıl önce işe başlasaydınız şimdi hangi noktada bulunacaktınız? Ya 5-10 yıl önce yapacağınız başlangıç acaba sizi nereye taşıyacaktı? Bu sorulara verile­cek cevap birçok kişiyi şaşırtabilir.

Hergün iki saatinizin boşa gitmesi ayda 60 saatinizin boşa gitmesi demektir. Ayda 60 saat, meselâ bir yabancı dil öğrenmeniz için çok iyi bir zaman. Şu anda 25 yaşındaysanız şöyle düşünün: "20 yaşında ya­bancı dil öğrenmeye başlasaydım, şimdi bir dili rahatça konuşup yazabilirdim." Kalan zamanda yapabileceğiniz halde yapmadığı­nız işlerin listesini çıkarırsanız, gelecek zamanınızı daha verimli kullanmak için gay­ret sarf edersiniz. Geçmişe ne çok başarılarımızı görmüşüzdür. Oraya hangimiz dönüp baksak, elimizin tersiyle ittiğimiz 1-2 ya­bancı dili, beceri ve bilgileri görürüz. Geç­miş için yapacak şey yoktur ama gelecekte aynı vurdumduymazlığa düşmemek elimiz­de. İşte yapmamız gerekenler: 1. En büyük tehlike televizyon. Açmanın kolay kapama­nın zor olduğu bu âlet karşısında oturan in­sana "birşey yapıyormuş" hissi vererek onu aldatır. Unutmamak lâzım ki, hayranlıkla seyredilen birçok programın yapımcıları vakitlerini televizyon karşısında geçiren in­sanlar değildirler. Televizyon seyreden biri­si şunu unutmamalı: O, o anda birilerinin çalışmasını seyrediyor. Televizyona mağ­lup olmamanın yolu, plân dâhilinde seyret­mek. Plânlı davranılırsa herşey gaye­nize hizmet eder, yoksa herşey gaye­nize engel olur. 2. Canınız müthiş do­laşmak, gezmek istedi. Bu hareket de plânlı olmalı; şu ana kadar gezip gör­düğünüz değil, görmediğiniz yerleri gezmelisiniz. 3. Zaman denilen nehrin önüne büyük enerji sağlayacak baraj kurabilmenin şartlarından biri, "Ha­yır!" deyebilmektir.

r. Şükrü apuhan

YORUM (yok) YORUM YAZ!


Zaman nehrinin götürdüklerine nasıl engel olunur?


Zaman nehrinin götürdüklerine nasıl engel olunur?

Zamanınızı verimli değerlendirip de­ğerlendirmediğinizi anlayabilmeniz için son bir yılınızı gözden geçirmeniz etkili yol olacak. Bir yıl önce işe başlasaydınız şimdi hangi noktada bulunacaktınız? Ya 5-10 yıl önce yapacağınız başlangıç acaba sizi nereye taşıyacaktı? Bu sorulara verile­cek cevap birçok kişiyi şaşırtabilir.

Hergün iki saatinizin boşa gitmesi ayda 60 saatinizin boşa gitmesi demektir. Ayda 60 saat, meselâ bir yabancı dil öğrenmeniz için çok iyi bir zaman. Şu anda 25 yaşındaysanız şöyle düşünün: "20 yaşında ya­bancı dil öğrenmeye başlasaydım, şimdi bir dili rahatça konuşup yazabilirdim." Kalan zamanda yapabileceğiniz halde yapmadığı­nız işlerin listesini çıkarırsanız, gelecek zamanınızı daha verimli kullanmak için gay­ret sarf edersiniz. Geçmişe ne çok başarılarımızı görmüşüzdür. Oraya hangimiz dönüp baksak, elimizin tersiyle ittiğimiz 1-2 ya­bancı dili, beceri ve bilgileri görürüz. Geç­miş için yapacak şey yoktur ama gelecekte aynı vurdumduymazlığa düşmemek elimiz­de. İşte yapmamız gerekenler: 1. En büyük tehlike televizyon. Açmanın kolay kapama­nın zor olduğu bu âlet karşısında oturan in­sana "birşey yapıyormuş" hissi vererek onu aldatır. Unutmamak lâzım ki, hayranlıkla seyredilen birçok programın yapımcıları vakitlerini televizyon karşısında geçiren in­sanlar değildirler. Televizyon seyreden biri­si şunu unutmamalı: O, o anda birilerinin çalışmasını seyrediyor. Televizyona mağ­lup olmamanın yolu, plân dâhilinde seyret­mek. Plânlı davranılırsa herşey gaye­nize hizmet eder, yoksa herşey gaye­nize engel olur. 2. Canınız müthiş do­laşmak, gezmek istedi. Bu hareket de plânlı olmalı; şu ana kadar gezip gör­düğünüz değil, görmediğiniz yerleri gezmelisiniz. 3. Zaman denilen nehrin önüne büyük enerji sağlayacak baraj kurabilmenin şartlarından biri, "Ha­yır!" deyebilmektir.

r. Şükrü apuhan

YORUM (yok) YORUM YAZ!



Clicky Web Analytics site ekle Site Ekle site ekle hosting TurkeyRank.Com - TurkeyRank-Pagerank Servisi

http://KENDİ

SEVGİ PENCERESİ - Blogcu